ERCİYES GAZETESİ

Sahibi:
HASAN SAMİ BOLAK

Yazı İşleri Müdürü:
Fatih Bolak



 
 
Şevket ATALAY
   

Meğer ne çok pirinç severmişiz?

 
24.04.2008
 
     


 
 

Bir süredir ‘yokluktan mıdır’, ‘fırsatçılıktan mıdır’, pirinçte anormal fiyat artışının hepimizi rahatsız etmesi şöyle dursun; Toprak Mahsulleri Ofisleri önünde oluşan ucuz pirinç kuyrukları hepimizin aklına ‘eski günlere geri mi dönüyoruz?’ sorusunu getirmekte. Tüp gaz, yağ, şeker kuyrukları, çayın gazete kâğıdına sarılıp satıldığı günler bugünkü şartlarda bizlere şaka gibi gelse de, eğer gerekli önlemler alınmazsa, daha kötü günlerin bizleri bekleyeceği uzak bir ihtimal olmasa gerek.

Bir hafta on gün önce Kapalı Çarşı’da pirinç, bulgur, mercimek gibi kuru gıdaların satışını yapan bir esnaftan pirince gelen zamlarla ilgili haber yapmıştım. Önceki gün yolum yine oradan geçerken, aynı esnafa pirinç fiyatlarında herhangi bir düşüşün olup olmadığını sordum. Esnafın bana verdiği cevap aynen şu oldu; ‘Ofiste o pirinç kuyrukları erimediği müddetçe, pirinç fiyatlarında düşüş olmaz. Ne zaman kuyruk biter, ozaman fiyatlar düşecek demektir’ şeklinde. Esnafın bu tespiti bana mantıklı geldi. Vatandaşın pirince ısrarlı talebi, fırsatçılara gün doğmasına neden oluyor. Piyasada pirinç kıtlığı var yönündeki spekülasyonları en iyi şekilde kullanmasını bilen fırsatçılar, karlarını yüze, bine belki bine katlıyor. Peki; bu kazanç haklı mı, haksız mı? Onu artık vicdanlarına sormak gerekiyor. Vatandaş sanki hiç pirinç yememiş, ya da pirinci çok seviyor, sofrasından da hiç eksik etmiyormuş şeklinde pirince hücum ettiği müddetçe, bu işin sonunu gelin siz düşünün. Meğerne çok pirinç severmişiz, sanki bir iki ay pirinç yemesek ölürüz, şeklinde…

Bu işler hep yanlış tarım politikalarından başımıza geliyor. Üretici serbest bırakılmıyor, yönlendirilmiyor, desteklenmiyor. Çiftçi üretmediği gibi, ‘nasıl olsa dışarıdan ithal ederiz’ mantığıyla hareket eden yöneticilerimiz, o ürünün dışarıda da olmaması, ya da fahiş fiyatlarla satılmasından dolayı çok zor durumla karşılaşıyorlar.

Oysa bu cennet vatanda hangi ürün yetişmez ki? Her ürün yetişir. Güneşse güneş, suysa su, yağışsa yağış, mevsimse mevsim… Eksiğimiz ney? Eksiğimiz nereye gittiğimizi bilemememiz, birilerinin dayatmasında bu işi yürütmeye çalışmamız.

Çok değil, bundan 20-25 yıl öncesinde, ‘tarımda kendi kendine yeten şukadar ülke arasındayız, bu kadar ülke arasındayız’ diye övünmez miydik? Övünürdük. Okullarda yerli malı haftaları düzenlemez miydik? Düzenlerdik. Bugün ne oldu da bize böyle oldu. İhmal ettik, ihmal ettik,ihmal ettik. Babadan dededen kalma tekniklerle bu iş yürür zannettik. Girdiyi artırdık, çıktıya bakmadık. Yeri geldi ürettiği ürün çiftçinin elinde kaldı. ‘Şunu ekmeyin, bunu ekmeyin’ dediler yaptık. ‘Şu kadar bukadar ekeceksiniz’ dediler yaptık. ‘Tarımsal sanayi, kaliteli ve sağlıklıürün’ dediler havlu attık, Şimdi neyin mücadelesini veriyoruz. Tarımda ayakta kalmanın mücadelesini… Ayakta kalmasını bilirsek, belki adım atarız şeklinde. Bu gidişle çok zor, ama imkânsız değil.

Zararın neresinden dönülürse kardır’ hesabında yola çıkarak bu işe sahiplenmeliyiz. Geleceğin tarım ülkesini hep beraber inşa etmeliyiz. Birbirimize güvenerek, destek vererek… Aksi halde tarımda dışa bağımlılığın faturası bize çok ağır, çok çok ağır olur.

- başa dön -

 

 

 
Copyright© Erciyes Gazetesi Yenidoğan Mah. Matbaacılar Sitesi 4. Blok No:42 KAYSERİ
Tel:+90 (352) 332 33 77 Fax: +90 (352) 332 33 73 e-posta: okurhatti@erciyesgazetesi.com
Bu site Erciyes Gazetesi Bilgi İşlem ve İnternet Servisi tarafindan hazırlanmaktadır.