1998 yılında Erciyes Üniversitesinin Fen Edebiyat Fakültesi bünyesinde Çin Dili ve Edebiyatı Bölümü açılması çalışmalarının başlatıldığı haberini aldığımızda 1965 yılından beri Kayseri’de yerleşik bulunan Doğu Türkistanlılar olarak çok ciddi bir biçimde tepki göstermiştik.(O yıllarda ben Dernek Başkanlığı Görevini yürütüyordum)
Yüzlerce kişilik bir kalabalıkla rektörlük önüne siyah çelenk bırakılarak basın açıklaması yapılmış ve günlerce Kayseri basın ve yayın organları vasıtasıyla kamuoyuna, konuya gösterdiğimiz tepkinin nedenleri hakkında açıklamalarda bulunmuştuk. Kayseri Medyasının o günlerde biz Doğu Türkistanlıların hassasiyetlerine verdiği önem ve hislerimize tercüman olmaları takdire şayandı. Aradan geçen on yılın sonunda Kayseri’deki basın ve yayın kuruluşlarına bir daha teşekkür etmeyi bir borç bilirim…
Biz Kayseri’de yaşayan Doğu Türkistanlılar Çin dilinin ya da her hangi bir dilin öğrenilmesine karşı değildik. Karşı olduğumuz husus, Çinlilerin Üniversitedeki Çin Dili ve Edebiyatı bölümünün faaliyetlerini bahane ederek Kayseri’deki Doğu Türkistanlıları ve Faaliyetlerini yakın takibe alacak olmalarıydı. Endişelerimizde haklı olduğumuzu zaman gösterdi. O yıllardan sonra Kayseri’de yapılacak her türlü faaliyetler önceden haber alınarak diplomatik seviyedeki tehditlerle engellenebilir hale geldi…
Tabii bu konuda Çin tek başına değildi. İstihbarat konusunda bir takım “baltanın sapları” da Çinliler tarafından kullanılıyordu.
Bizim konuya gösterdiğimiz tepkilerin haklılığı Türk halkı tarafından anlaşılmış ve bu yüzdende bizim haklı tepkilerimize de destek verirlerken, ne yazık ki, kendileri sözde Doğu Türkistanlı olan ve İstanbul’dan gelen bazı kişiler Kayseri’den de yanlarına aldıkları bazı “Baltanın sapları” ile beraber Üniversite Rektörünü ziyaret etmişlerdi. Bu güruh “Doğu Türkistanlılar adına” diyerek özür beyan etmişler ve böylece Çin Dili ve Edebiyatı heveslisi rektör ve ona payanda olan bazı hocalarla beraber Ankara’daki Çin büyükelçiliğini haddinden fazla sevindirmişlerdi… Bunun haberini ciddi kaynaklardan almıştık.
Aradan geçen yıllar içerisinde Doğu Türkistan davası adına yapılan üst üste yanlışlar ve politikasızlığın politika zannedilerek yanlışlarda ısrar edilmesi Doğu Türkistan davasına destek veren ve verecek olanların zihinlerinde ciddi biçimde soru işaretlerinin oluşmasına yol açmaya başladı. Çinliler Kayseri’de öylesine güçlendiler ki, Dünya Ticaret Fuarı içerisinde bazı “Baltanın Sapları” ile ortaklaşarak Sergi ve satış reyonları açar hale geldiler.
Çünkü Doğu Türkistan davası “kendi yağı ile kavrulmak” tan ve hatta bazı durumlarda “veren el” olduğu pozisyonlardan çıkartılıp devamlı olarak hep isteyen ve sadece “alan el” olma durumuna getirilmeye başlandı.
Onurlu bir davanın onurlu ve gerçek müdafilerini üzen bu gidişat tabii olarak Çin’in lobi faaliyetçilerini ve Türkiye’deki ataşe, Konsolosluk ve Büyükelçilik görevlilerini sevindirmeye başladı.
Erciyes Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Çin Dili ve Edebiyatı Bölümünde öğrenim gören Türk öğrenciler her yıl Üniversite bünyesinde “Çin Kültür Günleri” adı ile programlar tertip ediyorlar. Bu Türk öğrencilerin Çin’in Doğu Türkistan Türklerine ne kadar büyük ve vahşice zulümler uygulamakta oldukları ile ilgili bilgilerinin olduğunu sanmıyorum. Giderek gelenekselleşen bu “Çin Kültür Günleri” programı çerçevesinde Türk öğrenciler öğrenebildikleri bir miktar Çince kelime (Çünkü bu bölümü bitirenler bile meramlarını anlatabilecek kadar Çince öğrenemezler. Zira 56 azınlık milletin yaşadığı Çin’de 4000’den fazla harf bulunmaktadır.)ile Çince şiir, konuşma, fıkra ve figürlerle izleyicilerden takdir toplamaya çalışıyorlar… Bu yıl da Erciyes Üniversitesinde 5. si yapılan bu etkinlikler gösteriyor ki, Çinliler Türkiye’ye sadece kalitesiz ürünlerini transfer etmekle kalmayıp kültürlerini de ihraç etmeye ve Türk gençlerinden “Çin Kültür Elçileri” yetiştirmeye başladılar. Çinlilerin Türkiye’deki geleceklerinin oldukça parlak olduğunu söyleyebiliriz…